Türküsünü bitirdiğinde, çevredeki herkes oldukça etkilenmişti. Onun bu yanık sesi, diğer koğuşlardaki arkadaşlarını ve gardiyanları adeta mest ediyordu. Vakit gecenin ilerleyen saatleri olduğundan, yan koğuşlarındaki arkadaşları sessizliğe sarılmışlar, koğuşun önündeki gardiyanlarda, ona hayran hayran baktıktan sonra sessizce diğer bölümlere gitmişlerdi..
Onun türkülerinden sonra genellikle, büyük bir sessizlik oluşurdu. Herkes adeta, yanık ve güzel sesin etkisiyle, o harika melodi ve muhteşem yorum ile kendi iç dünyasına gömülür, müzik biter bitmez, sessiz sedasız hayaller dünyalarına yolc...
Heyecanla sahibi olan ufak çocuğa doğru koştu Pufy. Onun kendisini her çağırışına büyük bir heyecanla gitmek, göreviydi sanki. Annesi, babası, kardeşi, arkadaşı... her şeyiydi ufak çocuk onun için. Bir kerecik sevse, sevinçten çıldırır, sırf kendini bir kez daha sevdirebilmek adına, her türlü cambazlığı yapmaya çalışırdı. Yeter ki, sevsin...
Ölmüş annesini hala emmeye çalışırken tanışmıştı sahibi olan ufak çocukla. Süt gelmeyen memeleri zorlarken, arkasından yumuşacık iki minik el sarılmış, onun "annemden ayrılmam" diye feryatlarına kulak asmadan kucağına almıştı. Gözlerine bakıp, "bundan ...
Bahçenin en güzel köşesine, çamura batmış iki merhametli el tarafından ekilmişti Dila... Yılların bahçıvanı Osman, onu öylesine nazikçe ekmişti ve ona öyle iyi davranmıştı ki, daha ilk suyunu dökerken "Dila, olsun senin ismin güzelim, ismin gibi güzel olsun bedenin" demişti.. Yaşamının başında, sevgi ve merhametle tanışan Dila, henüz ne çiçeği olduğunu bile bilmeden, bir an önce büyümek ve bahçıvana kendini göstermek için elinden gelen çabayı göstermişti...
Güneşin dostluğu, yağmurların arkadaşlığı ve toprağın sevdasıyla kısa zamanda büyüyüp serpildi Dila. Uzun boylu, ihtişamlı bir zambak o...