
Ustama dedim ki "giymeyim bugün tulumları..."
Anadolu Rock' ının en önemli ismi, özgün insan, sürülmüş insan, düşünür insan Cem Karaca tarafından seslendirilmiş bu mükemmel parça, sadece sözleri ile mükemmel bir hikaye anlatmaktadır. Sanayide çalışan bir tamirci çırağının, arabasını yaptırmaya gelen bir bayana olan platonik aşkını anlatır... Anlatırken öyle cümleler kullanır ki, defalarca dinlenmesine rağmen, her dinlenişinde ayrı bir tad bırakır...
Günümüzün sözde ünlülerinin suratına tokat gibi inmesi gerekir bu şarkı. Kıytırık bir düet yaptım, artık gençlik idolüyüm diye gezen, top sakallı, düşük bel kot giyen, saçlarını yukarı doğru tarayıp, jöleleyen tipler... Karnında ikiz bebekleri kanal kanal gezip, show dünyasının esiri olmuş, yapmacık gülümseler eşliğinde hayatı yalan olan tüm şarkıcı tipleri... Bu şarkıyı dinleyip hepiniz utanın...
Bir şarkının nasıl yapıldığına, neden yapıldığına, nasıl sözlerin üzerine beste yapıldığına şahit olmak gerekiyor. Müziğin ve söz yazarlığının nasıl bir sanat olduğuna, sanatın manifestosunun ne olduğuna dair çok önemli bir şahittir, tamirci çırağı... İşte bu nedenle sözleri bir kaç kez okunmalı ve şarkı Cem Karaca yorumuyla defalarca dinlenmelidir...
TAMİRCİ ÇIRAĞI
gönlüme bir ateş düştü yanar ha yanar yanar
ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar *1
elleri ak yumuk yumuk, ojeli tırnakları
nerelere gizlesin şu avcum nasırları *2
otomobili tamire geldi dün bizim tamirhaneye
görür görmez vurularak başladım ben sevmeye
ayağında uzun etek, dalga dalga saçları
ustam seslendi uzaktan oğlum al takımları *3
bi romanda okumuştum buna benzer bir şeyi
cildi parlak kağıt kaplı, pahalı bir kitaptı *4
ne olmuş nasıl olmuşsa aşık olmuştu genç kız
yine böyle bir durumda, tamirci çırağına
ustama dedim ki, bugün giymeyim tulumları
arkası kuşlu aynamda taradım saçlarımı *5
gelecekti bugün geri, arabayı almaya
o romandaki hayali, belki gerçek yapmaya
durdu zaman, durdu dünya, girdi içeri kapıdan *6
öylece bakakaldım, gözümü ayırmadan
arabanın kapısını açtım, açtım girsin içeri
kalktı hilal kaşları, sordu "kim bu serseri?" *7
çekti gitti arabayla, egzozuna boğuldum
gözümde tomurcuk yaşlar, ağır ağır doğruldum *8
ustam geldi sırtıma vurdu, unut dedi romanları,
işçisin sen işçi kal, giy dedi tulumları *9
*1 ) Umut, fakirin ekmeğidir...
*2) Biçimsel bir anlatımla, zengin kız, fakir erkek ayrımınının inanılmaz basit anlatımı...
*3) Ezilme, bitme anı... Tek cümle ile, yeşeren umutların sararması... Sonu hakkında ipucu veriyor.
*4) Okuyoruz, hayal kuruyoruz...
*5) Bu nasıl bir hevestir, ne mükemmel bir anlatımdır. Tulumu giymeyen çırağımız, muhtemelen en güzel kıyafetlerini yiyor ve arkası kuşu aynasında tarıyor saçlarını. Hepimizin böyle bir saç taramışlığı yok mudur ? Aynanın karşısında, pır pır etmemiş miyizdir? Arkası kuşu ayna tanımlaması da ayrı bir dünya...
*6) Durdu zaman, durdu dünya, girdi içeri kapıdan... Giriş ve gelişmeden sonra olayın kopmasına an kala... Öykü ancak bu kadar kısa cümlelerle, bu kadar güzel anlatılır. Şarkının tam burasında Cem Karaca' nın yorumuna da hayran olmamak elde değil...
*7) Gerçeklerin tokadı...
*8) Egzoza boğulmak ve sonra gözyaşları ile ağır ağır doğrulmak.. Elini öpmek istiyor insan...
*9) Ve hikaye sonlanır. Usta gelip, çırağın sırtına vurur. Unut romanları lafını ortaya koyar. Ne acı , ne ağır ve ne gerçek bir cümledir. İşçisin sen işçi kal, giy tulumları, lafı ise bambaşka bir olay. Nice sayfalar dolusu ideoloji, sosyoloji makaleleri böyle güzel özetleyememiştir, sınıf farkını...
Son olarak şarkının videosu ile başbaşa bırakıyorum, kendimi ve bu yazıyı okuyanları... Tekrar tekrar yüksek sesle dinlemekten çekinmeyin...
![]() |
![]() |



