
Bir kaç gün önce Yusuf Hayaloğlu' nu kaybettik. 56 yaşında hastahanede, solunum yetmezliği nedeniyle kayboldu usta şair. Herhangi bir gazetenin, ara sayfasında gördüm, ölüm haberini...
Nedendir bilinmez, ne medya üzerine gitti, ne de sanatçı diye geçinen insanlar... 4 mart günü sessiz sedasız bir cemevinden kaldırıldı ve gitti cenazesi. İsyankarlığından mıdır, şair olmasından mıdır anlayamadım ?
Yusuf Hayaloğlu' nun şiirlerinin bir çoğu şarkı yapılmıştır ve onlarcası herkesin dilinde hala dönen şarkılardır. Belki Ahmet Kaya kayınbiraderi olduğundan, belki de militan kokan şiirler nedeniyle önemsenmedi, sebebi çok önemli değil. Sonuç şu ki, önyargılarımızı, şiire, şaire değer vermeyişimizi bir kez daha anlamış oldum.
Kendi adıma, Hayaloğlu' nun bir çok şiirini çok sevmiştim daha genç yaşlarımda. Nedense, ben şiir denince onun yazdığı tarzda şiirleri seviyorum. Biraz kafiye, biraz hece, biraz mızraklı sözler...
Misal Ah Ulan Rıza gibi bir şiir hiç yazılmadı. Bundan sonra da yazılamayacaktır... Yazılsa da, Rıza' nın özentisi olacaktır. Hakeza Nalan , Topal Sevda ...
Şiirlerinden aklıma gelen bir kaç dizeyi paylaşıp, Ah Ulan Rıza videosu ile bu yazıya son veriyorum...
Nalan
Sen benim neler çektiğimi bilsen,
Sırf bunu bilmekten ölürdün,
Hani taş olsan, yani taş olsan,
Ortadan ikiye bölünürdün...
Ah Ulan Rıza
öğlen kahvede söylediler,
Rıza öldü dediler,
Ne de kolay söylediler,
Sanki dev bir taş ocağını,
Başımdan aşağı devirdiler...
Topal Sevda
Dün sahilde karşılaştık,
Bir an gözüm ısırdı,
Sonra birden tanıdım,
Düşmemek için zor tuttum kendimi,
Bacaklarım titredi,
Sonra bir ağaca yaslandım...
![]() |
![]() |
![]() |



