sami guzel

Mahkum

1Kasım

Türküsünü bitirdiğinde, çevredeki herkes oldukça etkilenmişti. Onun bu yanık sesi, diğer koğuşlardaki arkadaşlarını ve gardiyanları adeta mest ediyordu. Vakit gecenin ilerleyen saatleri olduğundan, yan koğuşlarındaki arkadaşları sessizliğe sarılmışlar, koğuşun önündeki gardiyanlarda, ona hayran hayran baktıktan sonra sessizce diğer bölümlere gitmişlerdi..

Onun türkülerinden sonra genellikle, büyük bir sessizlik oluşurdu. Herkes adeta, yanık ve güzel sesin etkisiyle, o harika melodi ve muhteşem yorum ile kendi iç dünyasına gömülür, müzik biter bitmez, sessiz sedasız hayaller dünyalarına yolcu olurlardı. Yaralı' nın sesi gibi güzel ses, herkese nasip olmazdı. O ise bunu ustaca kullanmayı bilir, doğuştan gelen bu yeteneğini herkesle paylaşmaktan hiç çekinmezdi. Müzikle adeta dans eder, söylediği şarkılarla insanlara acılarını, yaralarını ve tutkularını anlatırdı. Şarkılar, onun en iyi iletişim aracıydı. Şarkı söylemediği zamanlarda, genellikle susar, kimse ile tek kelam etmezdi. Bu yüzden kimse onun derdinin ne olduğunu anlayamazdı.

Bu hapishanede doğmuş, burada büyümüştü. Yaralı ismini, daha bebekken bir kolunun koğuşun kapısına sıkışmasından dolayı, ona gardiyanlar takmışlardı. Sonraları yarası iyileşmiş, ama ismi yaralı olarak kalmıştı. İsmi gibi, yüreğide yaralıydı gerçekten. Kimselerle paylaşamadığı problemi, hayatının en büyük acısı, sadece burada olmasıydı. Temizlik zamanları haricinde, neredeyse bütün yaşamı bu ufacık koğuşta geçiyordu. Yemeği ve suyu daima hazır olmasına rağmen, o bunların hiç birinden mutlu değildi. Gardiyanlar, onu ne kadar severlerse sevsinler, bir türlü yaralı onlara yakınlık gösteremiyordu. Öyle ki, doğumundan kısa bir süre sonra, annesi ölmüş ve o tamamen buraya mahkum olmuştu. Hayatı, ( eğer burada durmaya yaşamak denirse ) yaşamayı ve bildiği herşeyi ona gardiyanlar ve yan koğuşundakiler öğretmişlerdi. Bir süre önce onun koğuşuna başka birini koymuşlar, arkadaşlık etsin istemişlerdi. Fakat yaralı, bunu annesinin anısına büyük bir hakaret saymış ve şarkı söylemeyi kesmişti. Olayın farkına varan gardiyanlar, hemen yeni getirdiklerini başka bir koğuşa transfer etmişler ve yaralıyı yeniden yalnız bırakmışlardı. O gün akşam yine şarkı söylemeye başlamış, yüreğinin derinliklerindeki tüm sıkıntıları havaya karışan melodilere bırakmıştı..

Ah, buradan bir gün bir kaçabilseydi. O hasretle baktığı dışarıya çıkabilse ve masmavi gökyüzüne şöyle göğsünü açarak bir bağırabilseydi.. Özgür olma tutkusu, neredeyse tüm hücrelerine işlemişti. Son zamanlarda iyice bunalmaya başlamış ve buradan mümkün olduğunca çabuk çıkmayı kafasına koymuştu. Fakat, buradan çıkışının hiç bir yolu yoktu. Bunu düşündükçe iyice efkarlanır, başını demir parmaklıkların arasından çıkararak dışarıya hasret ve özlemle bakardı. Bazen saatlerce böyle kalır, hatta böyle uyuduğu zamanlar bile olurdu. Gözlerini açtığında, dışarıda olacakmış zannettiğinden, en çok uyanmayı severdi. Kahvaltısını yaptıktan sonra, koca bir gün bu ufacık yerde bitmeyecekmiş gibi gelir ve çileli bir gün daha başlardı. Neredeyse içerde yapacak hiç birşeyi yoktu. Sonuna kadar sabretmeye çalışır, en sonunda dayanamaz ve başlardı yürek yakan melodiler söylemeye..

Yaralı' nın, sesi kadar kendi de güzeldi. Ufak oluşunun sevimliliği, adeta tüm yüzüne vurmuştu. Saçları gibi neredeyse vücudunda ki tüm tüylerde sarıydı. Bu sapsarı vücudun içerisinde, ufacık ağzı ile burnu ve hemen üstünde insanın kalbini delen gözleri vardı. Bu sevimli ufaklığın, boynunun bükük oluşu her ne kadar, herkesi üzse de, harika sesi ile kendilerini avutmalarına yetiyor ve artıyordu bile. Yaralı, diğer koğuşlardaki herkesden çok daha fazla ilgi görmesine rağmen, bir türlü onlar gibi neşeli olamıyordu. En güzel yemekleri yese dahi, gözlerinde ki o acı keder, yok olmayı bilmiyordu. Hiç değilse, neden burada olduğu bilmeye hakkı vardı ama ne yazık ki bunu dahi bilmiyordu. O, ne suçunu nede günahını bilmeden, ömür boyu hapiste yaşamaya mahkum edilmiş bir zavallıydı. Düşündükçe çıldıracak gibi oluyor ve tüm vücudu bir kafeste sıkışmış gibi tir tir titriyordu. Böyle zamanlarda, etrafını boydan boya çevreleyeyen bu demir parmaklıkları kıracak kadar kendini güçlü hisseder, ama bunu hiç bir zaman yapamazdı. O güzelliği ve harika sesi, kendisini ömür boyu hapiste yaşamaya mahkum etmişti..

O gün, hapishanenin temizlik günüydü. Etrafta insanlar, pencereleri açmış harıl harıl temizlik yapıyorlardı. Açık pencerelerden içeri giren, taze bahar kokusu, koğuşlardaki tüm mahkumları, adeta demir parmaklıklara yapıştırmıştı. Hepsi, bahar çiçeklerinin kokuları ile hayallere dalmışlar, yeni çiçek açan ağaçları, bal yapan arıları, yemyeşil kırlarda dolaşan kelebekleri, gökyüzünü süsleyen kuşları hayal ediyorlardı. Yaralı, bu nefis kokuyu içine çektikçe heyecanlanıyordu. Acaba, sadece ufak bir camdan gördüğü bu güzellikleri bir gün yaşayabilecek miydi? Hep o anlatılan muhteşem doğa ile tanışabilecek miydi ? " Sen dışarıyı bilmezsin, gitsen bile hayatının son günü olur " demişlerdi. " Olsun " dedi içinden, bir gün bile olsa, tüm bu güzellikleri yaşamaya değerdi. Ömür boyu demir parmaklıklar arkasında mahkum olmaktansa, bir gün yaşar ve mutlu ölürdü. Yaralı, bu düşünceler içerisindeyken, gardiyanlardan biri onun bulunduğu yere yaklaştı ve kapısını yavaşça açtı. Belli ki, orayı da temizleyecekti. Yaralı' nın her zaman uslu uslu beklediğini bildiklerinden, oldukça rahatlardı. Fakat, birden yaralı son gücüyle dışarıya fırladı. Etraftaki herkes adeta şok olmuştu. Hapishanedeki tüm mahkumlar, demir parmaklıklara yaklaşmış, kaçması için çığlık çığlığa bağırıyorlar, gardiyanlar ise onu yakalamak için hapishanede, bir oraya bir buraya koşturuyorlardı. Yalpalayarak kaçan Yaralı, sonunda açık pencereden tüm gücüyle çıktı ve taze bahar kokularının kol gezdiği gökyüzüne, kendini bıraktı. Ardında kalan, altın sarısı kafesinin kapısı açık, boynu bükük kalmıştı...



yorum


guvenliresim Güvenlik Kodunu Giriniz
tavsiye


Bu yazıya henüz hiç yorum yapılmamış...

Arama


Anket
Aduket Nedir?
  • Ülke İsmi     %3
  • Ryu Hareketi     %80
  • Bir Meyve İsmi     %2
  • Oryuken Gibi Bişey     %7
  • 2000 Yapımı Film     %9
Linkler

RSS

Valid XHTML 1.0 Transitional

Valid CSS!

sami guzel
bill adama

kara thrace

number 6 ( caprica )