
Beyaz Melek' e gittikten sonra, bir daha Mahsun Kırmızıgül filmlerine gitmeme kararı almıştım. Zira hayatımda daha fazla duygu sömürü yapan bir film daha izlemedim. üstelik bu duygu sömürüsü öyle had safhada ve alenen yapılıyordu ki, cidden insanı kusturma noktasına getiriyordu. Her yerde durmadan mesaj vermesi, abartılı sahneler ve normal insanların ağzından çıkmayacak yoğun mesajla dolu replikler, resmen sinirimi bozmuştu.
Lakin, insanların geliştiğini ve yaptıkları hatalardan ders alarak ilerlediklerini düşündüğüm için Güneşi Gördüm filmine, gösterime girdikten 3 hafta sonra bu akşam gittim.
önce filmin zaaflarını söylemek istiyorum. Mahsun Kırmızıgül, yine sağ elde baş parmak şeklinde karşımıza çıkıyor. Aşırı duygusal sahneler, gereğinden cidden fazla dram ve yine durmadan büyük büyük laflar eden ( hatta hiç normal konuşmayan ) karakterler var. Mahsun' un sinema hayatında öğrenmesi gereken en önemli şey, vermek istediği mesajı durmadan karakterlerine söyletip durmaması olacak. İnsanların gözüne sokulmayan sinemasal mesajlar, aslında en önemli mesajlardır...
Gelelim filmin güçlü yanlarına. öncelikle filmin teknik yönünü takdir etmek gerekiyor. İlk mağara bombalama sahnesi haricinde, filmin teknik kapasitesi çok yüksek. çok iyi çekimler, oldukça sağlam, görsel yetkinlik var filmde.
Bir kaç gereksiz oyuncu ( Deniz Oral ? ) haricinde, ana rollerdeki oyuncular, rollerinin hakkını tam olarak vermişler. Hani tekrar ekip kurulsa, yine aynı rollere aynı insanları verirdim diyebilirim. Altan Erkekli, Demet Evgar gibi isimleri bir kenara bırakırsak, beni en çok etkileyen iki isim, Mamo rolündeki Murat ünalmış ve Kado rolündeki Cemal Toktaş oldu. İkisini de canı gönülden kutlamak ve tebrik etmek gerekiyor. Bu rollerin, her ikisinin de kariyerinde ciddi bir çıkış olacağına inanıyorum.
Mahsun hala sinema konusunda yetersiz bir yönetmen. 2. filmi olmasına rağmen, sinema konusunda az çok bilgiye sahip her izleyicinin çok rahat farkedeceği zaman problemleri, geçiş problemleri ve anlatmayı unuttuğu öykü problemleri hala mevcut. Fakat o kadar iyi bir sahne kurgulayıcısı ki, bu zaafları bir kenara bırakıp filmi sevmenizi sağlayabiliyor.
çok duygusal bir adam olmasından gerek, mükemmel detaylar yakalamış bu filmde. Ramo'nun oğlu Serhat' ın başına geleni öğrendiği anda gerçekleşen sahne, kendi yaptığı rol ve o acıyı balıkların çırpınması ile birleştirdiği sahneyi asla unutmayacağım. Yine filmin son sahnelerinden, Kado' nun ağabeyleri ile güneş doğumuna yakın yaşadığı sahne, Türk sinema tarihinin en iyilerinden...
Son olarak Hangi kavga bir insan hayatından daha değerlidir? Hangi savaş, bir barıştan daha önemli olabilir? sözleri ile dünyanın en önemli laflarını edebilen filmi ve Mahsun' u, cesaretinden ve ortaya bir şeyler koyabildiği için kutluyorum. Bundan sonraki filmlerinde çok daha iyi işler çıkartabileceğine inanıyor ve bekliyorum...
Bu yazı vesilesi ile de, davamız uğruna insan hayatlarını kaybedebiliriz diyen, insan hayatını herhangi bir şeyin üzerinde tutan, herhangi bir nedenden ötürü, insanların eline silah almasını sağlayan tüm açılımlara karşı olduğumu, bunların tamamının cehalet zırvaları olduğunu da tekrar belirtmeden edemedim...



