sami guzel

Gamzeli Sevgi

1Kasım

Seyfettin uyanır uyanmaz banyoya koştu. Hızla elini yüzünü yıkadı. İçi içine sığmıyordu çünkü bir haftadır bu günü iple çekmişti. Apar topar giyinirken, bir taraftan da heyecanını bastırmaya çalışıyordu. Hafta boyunca sıkılmış, bunalmış ve bu pazar gününü hayal etmişti. Haftanın en güzel günüydü pazar, çünkü her pazar sevdiği kız ile buluşuyordu. Her pazar değişik bir şeyler yapıyorlar, birbirlerine doyamıyorlardı. Pazartesi olunca yine bir sıkıntı basıyor, tekrar pazarın gelmesini her ikisi de büyük bir heyecanla bekliyorlardı.

Sevdiğinin saçları açık sarı ve lüle lüleydi. Boynunu biraz daha geçer ve her zaman ona daha bir tatlılık katardı. Minicik burnu ve ağzı ile daima gülen gözleri, ona âşık olmasına yetmiş ve artmıştı bile. İsmi Gamze idi. Sanki ismine özelmiş gibi her gülümseyişinde gamzeleri çıkar ve Seyfettin' i mest ederdi. Biraz değişik biriydi, yaşıtlarına göre daha olgun davranışlar gösterir ama biraz hüzünlendiği zaman hemen suratını asıverirdi. O tüm olgun davranışları ayrılacakları zaman adeta yok olur, suratı hemen asılır ve gözleri dolardı. İşte buna hiç dayanamazdı Seyfettin, kollarını iki yana açar ve Gamze' ye sarılırdı. Bir daha ki pazarın hemen gelmesi için dua etmesini ister ve arkasını dönüp giderdi.

Oldukça iyi bir işi ve kariyeri vardı. Gamze ile her zaman beraber olabilmek için aylarca mücadele etmiş ama bunu başaramamıştı. Onlar sadece hafta sonları görüşebiliyorlardı ve bu durum genç adamı çok üzüyordu. Böylesi büyük bir sevgi sadece haftanın bir gününe sığdırılmamalıydı. Gamze ile daha çok vakit geçirdiği zamanlar aklına geldi. Ona hep prenses diye hitap eder ve elinden geldiğince şımartırdı. Fakat o zamanlar şimdi ki kadar büyük bir ihtirasla ona aşık değildi. Daha sonraları hayatın gülen yüzü yerine ağlayan yüzü ile karşılaşmışlar ve ayrılmışlardı. Ayrılık acısı bir süre sonra Seyfettin' in yüreğine daha çok oturmuş ve çöreklenmiş bir yılan gibi onu sokmaya başlamıştı. Canı yandıkça Gamze' ye olan tutkusu daha çok büyümüş ve onunla beraber olabilmek için akla hayale gelmeyecek çılgınlıklar yapmıştı. Hatta bir keresinde evlerinin önüne gitmiş, onu görmek istiyorum diye gecenin bir yarısı yağmurun altında saatlerce beklemişti. Fakat Gamze' nin ailesi izin vermemiş hatta onu ciddi şekilde tehdit etmişlerdi...

Arabasına binerken o geceyi hatırlamanın verdiği sıkıntı vardı üzerinde. Fakat şimdi hüzünlenme zamanı değildi. Birazdan onunla buluşacak ve harika bir gün yaşayacaklardı. Yoldayken bir taraftan neler yapacağını düşünüyor, bir taraftan da geç kalmamak için devamlı arabaları solluyordu. Nihayet evlerinin önüne ulaştı ve zili çaldı. Biraz sonra kapı açıldı ve beklemesini söylediler. Bir kaç dakika sonra kapıda Gamze göründü. Pembe kolsuz bir elbise giymişti. Fırfırlı eteklerinin üzerinde beyaz figürler vardı. O harika saçları her zaman ki gibi özenle taranmış, tokalarla başının yanından aşağıya doğru sarkması sağlanmıştı. Koşarak genç adama sarıldı. Bir haftanın hasretine yetecek kadar sarılı kaldıktan sonra elele tutuşarak arabaya doğru koştular.

Buluşmalarının ilk anlarında genellikle bir kaç dakika bir şey konuşamazlardı. Çünkü Gamze' nin genç adama anlatacağı çok şey olurdu ve bunları aklında sıralaması gerekirdi. Ardından hemen yüzünü en sevimli haline sokar ve başlardı anlatmaya. Akşama kadar dur durak bilmez, anlatır da anlatırdı. Kimi zaman Seyfettin' in tavsiyelerini dinlemek için susar, tavsiye bitince hemen kaldığı yerden devam ederdi. Bu defa suskunluğu biraz uzun sürmüştü. Hafif ıslanmış gözlerini arabayı kullanan Seyfettin' e çevirerek, yine annemle Volkan kavga ettiler diyerek söze başladı. Volkan, Gamze' nin üvey babasıydı ve bir türlü bu adama ısınamamıştı. Onu çok ufak bir yaşta tanımasına rağmen hiç bir zaman ısınıp baba diyememişti. O hafta evde olan kavgaları ve bunların onu ne kadar üzdüğünü anlattı. Seyfettin ona hiç bakmadan sadece dinliyor, başıyla da dinlediğini belli etmek için arada işaret ediyordu. Gözyaşları akmadan gözünde kurusun diye acele acele camı açtı. Gamze' nin sıkıntıları onu da içten içe yaralıyordu.

Bu hüzünlü dakikalar boğaza geldiklerinde son buldu. Gamze, tekneyle boğaz turu yapacaklarını öğrenince her şeyi unutmuş ve sevinçten dört köşe olmuştu. Güneşin altında yavaşça tekneye bindiler. Teknenin denizde çıkaracağı köpük ve dalgaları görebilmek için arka tarafta bir yere oturdular. Çok güzel bir saat geçirmişlerdi. Gamze, genç adamın kucağına oturmuş gördüğü her şeyi onu çileden çıkarırcasına sormuştu. Seyfettin de sevdiğinin o güzel saçlarını denizin hafif rüzgârıyla birlikte okşamış ve mis kokusunu içine çekmişti. Ardından lunaparka gidip saatlerce iki çocuk gibi eğlendiler. Akşama doğru sahil kenarına oturup simit ve çay keyfi yaptılar. Uzun uzun ilişkilerinden ve hayatta bundan sonra onları nelerin beklediğinden konuştular. Adeta konuşmaya doyamıyorlardı. Fakat çoğu zaman ilerlemeyi unutan saat, her hafta sonunda olduğu gibi akıp gitmişti. Her ikisini de birazdan ayrılacak olmanın verdiği hüzün kaplamıştı. Hüznü ceplerine koyarak arabaya bindiler ve dönüş yolculuğuna başladılar. Gamze' nin evinin önüne geldiklerinde kızın suratı iyice asılmıştı. Yol boyunca da hiç konuşmamıştı zaten. Üzüntülü gözleriyle arabadan indi ve zayıf kollarıyla, eğilmiş olan Seyfettin' e sarıldı. Başını boynuna gömdü. Gelecek haftaya kadar kokusu burnundan gitmesin diye doyasıya kokladı. İstemeyerek yavaş yavaş ayrıldılar, ufak kız titrek bir sesle Unutma, seni çok seviyorum baba dedi ve evine girdi...



yorum


guvenliresim Güvenlik Kodunu Giriniz
tavsiye


Bu yazıya henüz hiç yorum yapılmamış...

Arama


Anket
Aduket Nedir?
  • Ülke İsmi     %3
  • Ryu Hareketi     %80
  • Bir Meyve İsmi     %2
  • Oryuken Gibi Bişey     %7
  • 2000 Yapımı Film     %9
Linkler

RSS

Valid XHTML 1.0 Transitional

Valid CSS!

sami guzel
bill adama

kara thrace

number 6 ( caprica )