Yanlış yerde ve yanlış zamanda, tümüyle bir yanlış olarak doğmuşum. Garip bir cilvedir ki, yeryüzündeki milyarlarca canlı arasında, başka tür yokmuş gibi insan olmuşum. Soran yada fikrimi alan olmamış. Kaderim çizilmiş, yaşamaktan vücudum yorulmuş. Garip olaylar neticesinde, benim hamurum tuzlu bir su olan gözyaşı ile yoğurulmuş...
Kar beyazı bir at olmak isterdim oysa... Sonu ufukla birleşmiş çimlerde koşmalıydım ve yorulunca yatıp bulutları seyretmeliydim doyasıya. Ne gem vuran olmalıydı ağzıma nede eğer takılmalıydı sırtıma. Özgür ve gözü kara olmalıydım. Kimsenin ağzına bakmamalı ve hayatı sadece uçarcasına koşmak olarak tatmalıydım. Her gün bir mekan değiştirmeli, canım nerede isterse, orada uyumalıydım...
Yada bir çiçek olmak isterdim, yüksek bir dağ kıyısında... Geceler boyu rüzgarla sohbet etmeli ve yağmur içmeliydim kanasıya. Yaşamımdan anladığım sadece güzel kokmak ve tek endişem suya hasret kalmak olmalıydı. Yaprak yaprak çiçek açar, muhtemelen yanımda ki bir başka güzele yanardım. Koparılma ihtimalimden ne kadar korksamda, belkide sevgilinin avuçlarında tekrar yaşardım...
Son ihtimal olarak, bir kartal olmak isterdim kanımca... Ama ne kartal, kanatları koca birer yavan karası, gözleri ise aşk yarası. Hiç alçaklara inip, muhatab olmazdım insanlarla. Yüksekten uçar, şahane bir yuva yapardım dağların doruklarında. Ayrı bir havam olurdu hani, gözlerimle gördüğümü yakacakmışım yada pençemle tüm çıyanları boğacakmışım gibi...
Hiç kimse sormadı bana, hangi bedeni istediğimi... Dolayısıyla, dilediğince koşan bir at yada yüreği yanık bir çiçek olamadım belki, ama bir gün ölünce ruhum kanatlanıp bir kartal olacakmış gibi hissediyorum sanki...
![]() |
![]() |



