Tombul yanakları ile gülümseyen bir bebek tanıyorum. Evinin kapısının önünde bulunan büyük beton avluya oturmuş. Sağ elinde ufak bir ekmek kırıntısı var. Görünüşe göre taş gibi sert. Yavrucak, ağzında yumuşatarak yemeye çalıştığından salyaları çenesine kadar akmış. Saçları toz içerisinde olmasına rağmen, kıvırcıklığından hiçbir şey kaybetmemiş. Tüm sevimliliği ile fotoğraf makinesine gamzelerini gösteriyor. Oysa beton avlusunda oturduğu evin, sadece o kapısı ve beton avlusu mevcut. Geri kalanı yıkılmış. Her bir kiremit, bir diğerinin içine geçmiş. Adeta toz haline gelmiş. Bu sevimli yavru ise, imkânsızlıklardan dolayı henüz arkasında bulunan evin enkazından çıkarılamamış anne ve babasının cesedinden habersiz, sadece gülümseyerek poz veriyor. Pakistan’ dan bizlerin bayramını kutluyor…
Bir bebek daha tanıyorum. Maalesef diğeri gibi tombul değil. Yanakları içine çökmüş, sanki derisi iskeletine yapışmış. Hani o kapkara ve kupkuru teninin ardından bakan, hayat dolu gözleri olmasa canlı değilmiş gibi görünüyor. Başından başlayarak tüm bedenini saran bir keten geçirmişler vücuduna. Hayatında ilk defa bayram nedeniyle farklı bir keten giymiş. Bayramlık elbisesini o kadar sevmiş ki; kürdan gibi elleriyle sıkıca sarınmış. Üzerinde muhtemelen çok kısa bir süre sonra kefeni olacak olan bayramlığı, yüzünde hafif bir tebessüm, çaresiz ve masum bakışlar ile Nijerya’ dan bayramımızı kutluyor…
Yine bir bebeğe daha gözümüz takılıyor. Çakıl dolu bir yola uzanmış. Kara saçları, toprağın tozuna bulanmış. Sol elinde irice bir kovan var. Belli ki babasına sıkılmış kurşundan fırlamış. Kovanı minik parmakları ile tutmuş, diğer elini bize doğru kaldırmış. Yanağında çamurlaşan birkaç damla gözyaşı ile fotoğraf makinesine el sallıyor. Neden evlerinin baskına uğradığından ve sahip olduğu tüm yakınlarını kaybettiğini bile bilmeden, Irak’ tan bayramımızı kutluyor…
Bir bebeğimiz daha var ki; aslında bebek değil ama kendini bebek zannediyor. 10 yaşında olmasına rağmen, ağzında emzik poz vermiş. Emzik olmadığı zaman emdiği ve kemirdiği sağ elinin tüm parmakları birer et parçasına dönüşmüş. Dudakları sarkmış. Ağzından akan salyalara mani olmak amacıyla boynuna bir mama bezi asılmış. Bacakları çapraz duruyor çünkü kemik yapısı hiç gelişmemiş. Doğuştan beyin kanallarının tıkalı olduğundan habersiz, çünkü kahkahayla güler gibi çıkmış resimde. Fakir bir ailenin evladı olduğu, başparmağının fırladığı çorabından belli duruyor. Bayramın bilincinde olmasa, niye katılarak güldüğünü bilmese bile, ülkemizin ücra bir köyünden sizin ellerinizden öpüyor…
Bu defa gördüğümüz bebeğimiz, gülümsemiyor. Gözleri açık olmasına rağmen donuk bakıyor. Adeta gözlerinin feri sönmüş. Kim bilir, belki de yaşamın henüz ne olduğunu bile anlayamadan, tüm kötülükleri görmüş. Ellerini, annesinin kucağında olmasına rağmen yana doğru bırakmış. Karnının sağ yanında üç büyük kırmızılık göze çarpıyor. Kendinden bile utanan üç kurşunun girdiği bu alandan, oluk gibi kan boşalıyor. Annesinin niye ağladığını bilmeyen bu bebek, çoktan melek olmuş. Yavaşça gökyüzüne yükselirken, bayramınızı en içten dilekleri ile kutluyor…
Ve son bebeğimiz, ağlıyor. Bir elini daima dışarıya baktığı cama yaslamış, diğerini ise kırmızı yanağına. Gözleri hep beklediği, ama bir türlü gelmeyen annesinden usanmış. Burnu ise, bir defa kokusunu alıp bir daha hasret kaldığı ana kucağı kokusu ile bulanmış. Sanki ona camın dışından bakan serçe, yavrusunu öperken onu görmüş ve utanmış. Serçe kadar bile olamayan birçok insanın yüreği ise, onu önemsemediği için yürek olmak yerine taş olsaymış. Hayatında hiç ‘sevgi’ ya da ‘ilgi’ görmeyen yavrucak hala camdan dışarı bakıyor. Hemen birkaç kilometre yanınızda olan ve kendisi gibi terk edilmişler ile dolu o kurumdan, sanki size bir şeyler anlatmak istermiş gibi, bayramda elinizi öpmek için can atıyor...
Şimdi, lütfen bu yazıyı hiç okumamış gibi davranın. Dünya’ da yaşayan ve mutlu olması gereken tek çocuğun, sizin çocuğunuz olduğunu düşünün. Birazdan elinizi öpmek için gelecek yavrunuza, bayram harçlığını bolca verin. Başını okşayıp, yanağından öpün. Kendinizi son derece mutlu hissedin. Daha da mutlu olmak istiyorsanız, hiç çekinmeden bahçeye çıkın ve başınızı kuma gömün…
![]() |
![]() |
![]() |



